Tarih grubu notları - "Atatürk İlkeleri (3) – Halkçılık"
Çarşamba, 17 Aralık 2008 20:03

 

Atatürk İlkeleri (3) – Halkçılık

 

Halk kavramı:

 Büyük Türkçe Sözlük:

 “Bir toplum içinde, ortak gelenek, görenek, davranış ve uygulamalardan oluşan bır kültürel düzende yaşayan insan topluluğu.”

 soru:

 Halk=Ulus?

Halkçılık=Ulusçuluk?

Fark var mı, varsa nerede?

 

 sosyolojik verilere göre “halk” tanımı:

 “Bir ülkede yaşayan yuttaşların oluşturduğu topluluk.”

 

sonuç:

ulus: soyut (abstrakt) bir kavram →maneviyat

halk: somut (konkret) bir kavram →bireyler

“Ulusu oluşturan insanların somut bir biçimde görülmesi ile beliren topluluk halktır.”

 

Halkçılık:

-         yasalar karşısında eşitlik

-         ulusal egemenlik

-         devletin halka eğilmesi

-         yani: onun dertleriyle çok yakından ilgilenmesi

 

Halkçılık kavramının doğuşu:

 Halkçılığın esaslarına bakılırsa, 1789 Büyük Fransıy İhtilali sırasında yayılan düşünceler ve akımlar arasında yer aldığı anlaşılır.

 

Osmanlı Döneminde Halkçılık:

-         toplumda eşitsizlik mevcut ve düzenin doğal gereğini oluşturyordu

(başka bir örnek: Avrupa’da soylular-papazlar-halk piramidi)

-         yurttaşlarda Müslümanlar ve Müslüman olmayanlar ayrımı

 özellikle çalıştıkları vergi ve makamda:

-         Müslüman olmayanlara daha fazla vergi ödeme zorunluluğu

-         devlet görevlerindeki Müslümanlar:

o       devlet hizmetlerinde sadece Müslümanlar

o       devlet hizmetinde bulunan yöneticilere vergi ödeme zorunluluğu yok

o       ama: padişahın kulu sayılıyorlardı

o       bu nedenle can ve mal varlıkları güvensizlik içindeydi

o       → daha ağır cezalandırma, mallara el koyma

o       “ulema”lar (din bilginleri) padişahın kulu değillerdi

o       bu yüzden de tam güvenlik içindeydiler

-         bu yöneticiler kendilerini ayırmışlardı:

yasal ayrıcalıklardan ötürü

o       halka “reaya” adını takmışlardı ve

o       Divan edebiyatı diliyle de halkın anlamadığı bir dili konuşuyorlardı

 

-         19. yüzyıl sonu: Tanzimat ve Islahat Fermanları

→ bir ölçüde hukuksal eşitliğin sağlanması

-         ama: “seçkiler” ve “halk” arasındaki toplumsal fark sürmekteydi

-         “Türkçülük” akımının yükselişi:

o       edebiyatta dilin sadeleştirilmesi → halkçılığın ilk belirtisi sayılabilir

o       böylece iki grup arasında düşünce iletişimin sağlanması

→ halk için atılmiş büyük ve önemli bir adım

-         iki grup arasındaki fark

o       ulusal egemenlik ilkesine geçişle ve

o       Kurtuluş Savaşı ile aşama aşama kğçğlmüştür

 

Türkiye Cumhuriyeti’nde Halkçılık:

             Ulusal egemenliğe geçiş:

-         Kurtuluş Savaşı’ndan önce TBMM’nin kuruluşu

-         ulusal savaşı halka indirmek amacıyla

-         TBMM halka dayalı bir meclis olmakla beraber halkın mutluluğunu kendine hedef almıştır

-         halk, meclisi bu yüzden benimsemiştir

 Zaferden sonra:

-         meclis, Atatürk’ün önderliğinde halkçılık ilkesinin gelişmesine çaba harcamış ve

-         halkın bir bütün olarak tam birlik durumuna eriştirmek için uğraşmıştır

 

Atatürk’e göre Halkçılık:

-         Türk halkı kendini yönetmesi mecburidir → ulusal egemenlik

-         demokratik bir rejimin olması

-         hakça eşit bir toplum → hukuksal eşitlik

-         toplumsal dayanışma → tam birlik kavramı

 

→ Halkçılık bu esasları pekiştirmek (sağlamlaştırmak), birliği güçlendirmek, insanları mutlu kılmak için her türlü önlemi almak için çalışmayı amaçlayan bir akımdır.

 

“Ne olduğumuzu bilelimç Kurtulmak, yaşamak için çalışan ve çalışmaya mecbur olan bir halkız. Bundan dolyı her birimizin hakkı vardır. Yetkisi vardır. Fakat çalışmak sayesinde bir hakkı kazanırız. Yoksa çalışmaktan uzak geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuzun içinde yeri yoktur. O halde [...] halkçılık toplum düzenini çalışmaya, hukuka dayandırmak isteyen bir hukuk sistemidir.” (1931, Atatürk)

 



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_022.jpg

En Son Yorumlar