Sevr’in Rövanşı / Neval Kavcar
Salı, 12 Ağustos 2008 14:27
“Ankara"ya bir imza işi için gittiğimi düşünüyorum. Yokuş yukarı çıkarken, gözüm başkentin yaslandığı yalçın kayalara takılıyor. Dağın zirvesinden simsiyah bulutların göğe yükselişi dikkatimi çekiyor.

Bunu görünce ürpererek yola devam ediyorum. Gökyüzü siyah bulutlarla kaplanırken, çevremde ki birkaç kişinin “bu yanardağ ne zaman faaliyete geçti diye” birbirine sorduğu fakat aldırmadıkları dikkatimi çekiyor. Yürümeye devam ederken tedirgin bir şekilde gözümü siyah bulutlardan alamıyorum. Bulutlar ağarmakta olan havayı karartıyor, sanki tekrar gece başlıyor.

Bir ara yerin hafif titreşimlerle sarsıldığını fark edip tekrar dağın zirvesine bakıyorum. Az önce göğe yükselen siyah bulutlara ek olarak, daha yoğun zehirli gaz kütlelerinin kayalıklardan aşağıya hızla indiğini görüyorum. Kısa süreli şaşkınlık yaşıyorum, devam mı etmeliyim geri mi dönmeliyim diye. Karartının zift gibi geçtiği yerleri kaplayarak şehre hızla yaklaştığına emin olunca, geri dönüyor ve koşarak geldiğim yoldan iniyorum.

Şafak vakti ve insanların çoğunun uykuda olduğunu biliyorum. Bağırarak tehlikeyi işaret ediyorum, evlerde bir bir ışıklar yanıyor. Paniğe kapılarak aşağıya inenlerle birlikte, büyülenmiş gibi zehirli gaz kütlesine bakanlara ümitsizce tekrar sesleniyorum. Duyuramıyorum.

Bir ara durup zehirli gazın şehre ne kadar yaklaştığını görmek için tekrar baktığımda, yüzlerce kişinin maça gittiğini ve kendilerini kaybetmiş şekilde tezahürat yaptıklarını fark ediyorum. Bir yamacın önüne toplanmışlar, heyecanla maçı izliyorlar. Zehirli gaz bulutu az sonra onlara ulaşacak kadar yakınlarında, başlarını çevirseler görecekler, fakat tüm dikkatleri sahada. Bir ara gol sesi duyuluyor, çılgına dönüyorlar. Onlardan ümidi kesiyorum.

Tekrar koşmaya başlıyorum, “Ankara"yı nasıl kurtarırız” diye düşünürken merdivenlere geliyor ve aşağıya inmeye çalışıyorum. Aniden başlayan hafif sarsıntı basamakları toprağa yapıştırıyor, düşüyorum. Kalmaya çabalarken, öbür yandan gözüm hafifçe titremeye başlamış dağa takılıyor. Simsiyah uğursuz zehirli gazın kayarak, hızla ilerlemesi karşısında iyice paniğe kapılıyorum.

Umutsuzluk içinde kime anlatabilirim diyorum, “kime.” Tehlikenin çok yakın olduğunun farkındayım. Şehir yok olacak diye büyük üzüntü çekiyorum, bir yandan da çığlık çığlığa bağırıp insanları uyarmaya devam ediyorum.

Düzlüğe indiğimde dağa bakıyorum. Bu nasıl bir yanardağ diye hayret ediyorum. Kıpkızıl lâv yerine, simsiyah kömür akışına şahit oluyorum. Sessiz akışı ile insanların dikkatini çekmiyor, uyarmıyor.

Havayı kaplayan is kokusu giderek yoğunlaşıyor, nefes aldırmıyor. Durumu gören umutsuz insanlar, ağlayarak şehri terk ediyorlar.

Bir kenarda durmuş onları seyrederken, siyah lavların şehre ulaştığını görüyorum. Evleri bir bir yutmaya başlıyor. İşin tuhafı en küçük alevin dahi çıkmaması. Durumu görenlerin çığlıkları Ankara semalarında yankılanırken, içim titriyor.

Öylece olup biteni seyrederken, nerede yetkiler telaşım sürüyor.”

Çığlıklar öyle şiddetleniyor ki uyanıyorum. Gün boyu siyah zehirli gazların Ankara"ya akışı gözümün önünden gitmiyor. Ankara"yı koruyacak kimselerin ortada olmayışına mı, insanların bu duruma hiç beklemedikleri anda yakalanmasına mı, yapacak hiçbir şeyin olmayışına mı, içim yandı.

9 Ağustos sabaha karşı gördüğüm bu rüyayı neye yoracağımı bilemedim. Çok etkilendim ve sizlerle paylaşmak istedim.

“Hayır olsun” dedim kendi kendime.

* * *

Anayasa"ya Uymayan Partinin Kapatılmasını Zorlaştırma

Son dönemde garip şeyler oluyor. Devletin temeline bomba koymanın cezası paraya çevriliyor. Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi verilmiş TSK anlaşılmaz bir değişime sahne oluyor.

Bu konulara fazla girmeyeceğim.

Yakında AKP tarafından “parti kapatmayı” zorlaştıracak anayasa teklifi hazırlanacaktır. Anayasa"ya muhalif, devleti “Ilımlı İslâm"a” çevireceği ve bu yüzyılın en büyük siyasi projesi söylenen AKP ile birlikte hareket etmenin ne manaya geleceğinin artık görülmesi gerekir.

Devlet yirmidört yıldır nasıl ki PKK kisvesi altında Amerika ile mücadele ediyorsa, şu anda da benzeri bir fiili durumla karşı karşıyayız.

AKP tek başına hareket etmediği için muhalefetimiz bir sonra ki adımı atıldıktan sonra görebiliyor.

İşte bu yüzden hangi sebeple olursa olsun, parti kapatmanın zorlaştırılmasına hiç olmazsa bu dönemde karşı durmak gerekir. Parti kapatma zorlaşırsa BOP eş başkanı Tayyib Erdoğan"ı ve stratejik ortağını kim durdurabilir?

ABD"nin BOP"ta askeri ve koruyucu gücü olmaya hazırlandığımız gün gibi aşikâr gelişmelerle iç içeyiz.

Rusya"nın önüne G. Osetya problem yumağı atılarak, Gürcistan"la debelleşmesi isteniyor.  Tercümesi Amerika- Rusya, Gürcistan üzerinden bilek güreşine başladı.

Bölge tam bir ateş topuna dönmek üzere iken, Türkiye"de bu politikaları yararımıza okuyacak hükümet yoktur.

Demokrasi aldatmacasına ve emperyalizmin yeni oyunlarına çok dikkat gerekir. Bilek güreşi bittiğinde akıllı davranmayan devletler, yem olabilir.

Sevr"in rövanşında daha acımasız olacakları kesindir.

Aydinpost.com



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_021.jpg

En Son Yorumlar