Özürcü-özürlü, nam-ı diğer Ermenici- Sorosçu zevata sunulur:
Cuma, 26 Aralık 2008 11:59

Takke Düştü Kel Göründü…
“Dünyanın sana hürmet etmesini istiyorsan, kendi benliğine hürmet et...
Milli benliğini bulamayan milletler,  başka milletlerin avıdır!”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk

İster, “Takke Düştü Kel Göründü” deyin, ister “Kral Çıplak…” Elin oğlu elini kolunu sallaya sallaya kıyıma devam ediyor. Güçlü ol(a)mayana karşı ne yapılırsa o yapılıyor.

Olacak şey değil! Ermenici, sözde ‘aydın’ ihanet çetesinin elebaşları, Baskın Oran, Ahmet İnsel, Ali Bayramoğlu ve Cengiz Aktar, “hem Türk değiller hem de Türkler adına özür diliyorlar!...” dedirtiyorlar. Neler oluyor, oturup değerlendirmeliyiz. Son 3-5 yılda Türk devletinin 80 yıllık birikiminin ve değişmezlerinin alt üst edilmekte olduğunu yaşamaktayız.

Örneğin, AB üyeliği sürecinde Türkiye ‘şamar oğlanı’ haline getirildi. PKK konusunda ABD işgalindeki Irak ve Peşmergeler karşısında ‘sus-pus’ edildi. “Hepimiz Ermeni’yiz” yürüyüşleri düzenlenirken, buna karşı çıkanlar suçlandılar.
Bu aydın ve Türk olmadıkları ortaya çıkan özürlüler neden ABD’nin, Iraklılardan ve Müslümanlardan özür dilemeleri için devreye girmiyorlar? İşte asıl soykırımı gözler önünde, sınır ötesinde yapılmaktadır. Irak’ı işgal eden ve yıllardır cinayetler, 1000 kişiden fazla ölüm ve binlerce yaralanmaya, binlerce tutukluya yol açan ABD’dir asıl özür dilemesi gereken ülke. Bilinçli olarak soykırım uygulayan Fransızlar, İngilizler, İspanyollar ve diğer ülkeler…

Başbakanlık yapmış, Türk siyasetinde yerini almış olan Milletvekili Mesut Yılmaz da, “Özür dileme girişimi aslında ABD’nin girişimidir” derken “ABD’nin bir tuzağıdır” demek istemiş. Çünkü ABD’nin yeni Başkanı Obama ile baharda yeni bir oyuna tanık olacağız…
SSCB'nin dağılmasıyla 1992’de birlikte özgürlüğünü elde eden iki komşu ülkeden Ermenistan, Azerbaycan'a saldırdı ve bu ülkenin üçte birini işgal etti. Şu anda da bu işgal devam ediyor. Aşağıdaki iletilerde belirtildiği gibi işgal sırasında Azerileri barbarca yakıp, kesip öldürdükleri yetmiyormuş gibi, ateşkes anlaşmasına rağmen, sınır saldırılarıyla sadece bu yıl dört Azeri vatandaş Ermeni vatandaşlar tarafından yok yere silahla öldürüldü. Komşumuzla iyi ilişkiler içinde olmalıyız diye yollar aranırken birkaç kendini bilmez çıktı, sanki millet adına canilerden özür dileme eylemine giriştiler. Giriştiler ama safsata ve zırvaları kursaklarına takıldı.

Yıl değil, ay, hafta değil, gün geçmiyor yeni bir ulusal ya da uluslararası bir açmazla karşı karşıya bırakılmayalım. Ermenistan adlı komşu ülke ile ilişkileri iyileştirme yönünde özveride bulunarak ilk adımları atalım dedik, içten ve dıştan kaşıklar kepçeler başladı karıştırmaya tarih-coğrafya-din kazanlarını ve yepyeni bir kışkırtma ateş topu oluşturuldu.
Bu ‘aydın’ sıfatını kim verdi bu bozguncu kişilere? Kim oluyor bunlar da olmayan bir şey için Türk halkı adına işgüzarlık edip baskın bezirgândan ‘özür dilemeye’ kalkıyor?..
Kim verdi bu zavallı zevata bu cesareti bu cüreti göstermeye?
O Ermenici imzacılardan bazıları ve Yılmaz Dikbaş’a göre AB’den aldıkları avantalar:

Prof. Dr. Ahmet İnsel  HYD        107,414,- -Avro
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu  ÇYDD              193,548,73 Avro
Mine Kırıkkanat Gazeteci Yazar                    70,000,-- Avro
Prof. Dr. Atilla Yayla LDD         449,620,40 Avro
Şerafettin Elçi  HYD                                      107,414,-- Avro
Ertuğrul Kürkçü İPS İletişim Vakfı                809,760,-- Avro
Prof. Dr. Halil Berktay HYD                          107,414,-- Avro
Etyen Mahçupyan Ekon. ve Topl. Tarih V.  1,032,921,35 Avro
Mehmet Ali Birand HYD                                 107,414,-- Avro
Adalet Ağaoğlu HYD        107,414,-- Avro         MAZLUMDER   81,735,15 Avro
Murat Belge HYD             107,414,- -Avro 

Ermeni diasporasına (kopuntusuna), Ermenistan'ın, ‘Misak-ı Milli’ sınırlarını parçalayacak hayallere hizmet edenlere ‘tescilli Türk’ damgası vurma çabası var... Ermeni kopuntusundan yana olan ihanet desteğini Türk olmanın üzerine yıkmaya çalışmakla belki de lobici imzacılardan fazla Türkiye'ye zarar verdiklerini anlayamıyorlar!
Sözde aydın bu imzacılar asıl Türkiye’den ve Türklerden özür dilemeliler, kafalarının karışık olması yüzünden yok yere bizleri hedef tahtası haline getirdikleri için. Ellerine kına mı yakarlar yoksa mum mu kendilerinin bileceği bir şey. Milletimizin onuruyla, kişiliğiyle, barışçı yaklaşımıyla, dünya kültürüne örnekliğiyle daha fazla oynanmamalıdır…

İstanbul’da sadece bir Ermeni öldürüldü diye yürüyüş yapıldı, “Hepimiz Ermeni’yiz!..” diye naralar atıldı. Ama hiç bir insan kalkıp ta Azerbaycan’da Ermenilerin masum insanlara işkence ederek öldürdükleri için yürüyüş yapmadı, “Hepimiz Azeri’yiz, Türk’üz” diye, bırakın bağırmayı, kimse seslenmedi bile… Yazıklar olsun!..

Türkiye bir psikolojik savaş içine çekilmiştir. Ülke, ABD ve AB arasında kıskaçtadır. Direnme gücü denenmektedir. Dış düşmanlar, ikinci cumhuriyetçi ve Atatürk düşmanlarıyla birlikte yürütüyorlar bu savaşı. Ulusal değerler ayaklar altında çiğnenerek ulusun özgüveni yok edilmeye çalışılmaktadır. Ergenekon tertibiyle Ergenekon destanı, terör örgütü olarak genç zihinlere yerleştirilmeye çalışılıyor. Aynı zamana denk getirilen ‘Mustafa’ filmi de bu planın inceliğini iyice gözler önüne sermektedir. “Kendine uygun bazı ayrıntıları yalan yanlış, çarpıtarak ortaya dökmüş, Mustafa Kemal'in insanî yanlarını, özünü, bağımsızlıkçı, isyancı, halksever ve yurtsever yanını öne çıkarmıyor Can Dündar, çarpıtıyor, çarpıtıyor…”

Neyzen Tevfik, ‘Bre Melunlar’ başlıklı şiirinin son dörtlüğünü şöyle dizmiş:
İşgaldeki hali sakın unutma / Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma / Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.
 
Mersin’in ‘K-33 TV’sinde neredeyse günde ‘beş vakit’ izleyicileri, toplumu bilgilendirip eğiten,
eğlendiren, “Bağımsız ülkemizde kardeşlik içinde yaşamak varken…” bağlamında insancıl, onurlu ve yetenekli yayınlarıyla ünlü Deniz T. Akkapılı’nın söylemiyle, “Ülkemizi bu karmaşadan kurtarmalıyız!”

Bilgisunar ortamında dolaştırılan aşağıdaki iletileri okuyun ve okutun. Okuyun da görün, 93 değil sadece 16 yıl önce Hocalı’da neler olmuş; Ermeni komşular (!) ne haltlar işlemiş. Bu yazıyı özellikle de özür dileyen ‘Aydın havası’ çalıp oynayan sözde ‘aydın’ (!) yurttaşların (!) gözlerine sokun ve de özür dilemeyi düşünenlere de gönderin ki okusunlar, kültürleri artsın, titreyip kendilerine gelsinler… Ermeniler_ve_Hocal__Soyk_r_m_.doc (36k) metinozkanvadisi.orgfree.com/haber/ihanettenbeter.html
Yarım asır önce ev sahibi Kirkor’dan özür dilerdim, kira ödemem gecikti diye. Komşu kızı Talin’den özür dilerdim, kendisine çiçek götüremediğim günler. Mahalle ve okul arkadaşım 

Ohannes’ten özür dilerdim kendisine kopya vermediğim için. Rahmetli Gabi’den özür diledim radyo ve TV’de gerçekleri söylediğim için. Ama atalarının atalarımıza yaptıklarını anımsadıkça, Hocalı’da akrabalarının ve ırkdaşlarının insanlara yaptıkları kıyımı duydukça, okudukça, gördükçe onların benden ve bizden özür dilemelerini bekliyorum artık…

Mehmet Ali Sulutaş, araştırmacı, yazar, çevirmen-

 Soroslu değil Toroslu / 26.12.2008 Kuşluk vakti



Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_020.jpg

En Son Yorumlar