Fethullahçı Falı, İrtica Planı...
Pazartesi, 15 Haziran 2009 20:58
Fethullahçılar 28 Şubat’la hesaplaşırken neden 12 Mart ve 12 Eylül’le hesaplaşmıyorlar?

İlkyaz sabahı neler düşünür insan...

Hava esintili, güneş pırıl pırıl...

Mavi göğün altında dolaşmak, İstinye kıyısında kahvelerin birinde oturmak, Yeniköy’de balıkçılarla sohbet etmek istiyor canım.

Sonra vazgeçtim, Ortaköy’e indim kahve içmek için...

Gazeteleri masanın üzerine koydum, bilgisayarımı açtım.

 

Her zaman olduğu gibi kendi kendime sordum:

“Bugün ne yazmalıyım?”

Hayat ırmağının akıntısına bırakmak istiyordum umutlarımı, hüzünlerimi ve sevinçlerimi.

Bitmemiş şiirleri, anlatılmamış masalları dinlemek istiyordum çocuksu düşlerimi çoğaltarak.

Yapabilir miydim?

 

Marc Levy’nin “Özgürlük İçin” kitabını (Can Yayınları) okumuştum.

İkinci Dünya Savaşı sürerken, Nazilere teslim olmuş Fransız askerine, adaletine, polisine, Vichy hükümetine, hatta halka karşı direnmeye geçen çocuk denecek yaştaki bir avuç gencin öyküsünü anlatıyordu Marc Levy.

Alman işgali altında kalan Fransa... İşgale boyun eğmeyen ve başkaldıran gençler.

İnsan direnme gücünü hiç yitirmemeli... Zulme, baskıya karşı mücadeleyi hep sürdürmeli yaşı kaç olursa olsun...

 

Gerçek dirilik insanın beyninde ve düşüncelerinde değil midir?

İspanyol şair Jorge Gullen’in dizelerinde olduğu gibi:

“Biliyorum, öleceğim. Dayanılmaz Quevedo,

Beni kasırgana katıp savurma.

Sevdim, sevindim, acı çektim, yazdım. Daha ne isterim.

Kısacası: ellerindeyse, alsınlar elimden, yaşadıklarımı.”

 

***

Kimse alamaz elimden, elimizden yaşadıklarımızı...

İzin vermeyiz almalarına!

Direniriz tüm gücümüzle!

 

Son yıllarda benim güzel ülkem, din baronlarının, madrabazların, sahtekârların, hırsızların, tokatçıların ülkesi oldu.

12 Mart’ın zindanlarını, işkencelerini ne yazan var ne çizen...

12 Eylül’ün kıyımını, yakılan kitapları, zindanlarda öldürülen, çürütülen gençleri.

 

Peki hesap soran var mı?

 

Aklıma geldi ama avukat Serdar Öztürk’ün bürosunda ele geçtiği iddia edilen “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesinin içeriğine değinmeyeceğim.

Çünkü yayın yasağı konuldu...

İlginçtir, Fethullah Gülen 8 Nisan 2009’da yaptığı konuşmada, “Yakında 28 Şubat’taki gibi tezgâh kurulabilir” deyip devam etmişti:

“Allah korusun, yarın tahşiye (ürpertme) diye bir şey icat edebilirler. Kitap okuyan Müslümanlarla, okudukları kitaplarla ayakta durmaya çalışanların içine sokmaya çalışabilirler. Kitapların sahibi zatın posterlerini evlerine asabilirler; ellerine de Kalaşnikofları verirler. İki yerde eylem yaptırıp, demek ki fırsat bulunca bunlar da silaha sarılabilir derler. Çuvaldızı bile olmayan insanlara terörist damgası vurabilirler.”

 

Gülen’in bu konuşması Öztürk’ün bürosunda ele geçtiği öne sürülen “İrticayı Önleme Planı”na benzemiyor mu?

Bence benziyor!..

Türkiye ilginç bir dönemden geçiyor.

Korku ve sindirme dalgaları yayılıyor.

Kutuplaşma körükleniyor.

 

Fethullahçılar 28 Şubat’la hesaplaşırken neden 12 Mart ve 12 Eylül’le hesaplaşmıyorlar? Din baronunun müritleri, canla başla TSK’yi köşeye sıkıştırma eylemlerinden vazgeçmiyorlar?

Amaçları ne?

 

***

Boğaz’dan geçen gemileri seyrediyorum kıyıda dolaşırken.

İlkyaz sabahının keyfini çıkarmak istiyorum.

 

Gazeteleri okuyorum.

 

O anda aklıma Başbakan Erdoğan’ın sözleri geliyor:

“Orgeneral Büyükanıt’la yaptığımız konuşma benimle birlikte mezara kadar gider. Büyükanıt konuşursa ben de anlatırım!”

Bu bir gözdağı mıydı?

Elimde Levy’nin “Özgürlük İçin” kitabı, çantamda gazetelerim...

 

Sıcak bastırıyor...

Otomobilime atlayıp Şişli’ye gazeteye gidiyorum...

Dilimde bir tekerleme:“Fethullahçı falı, irtica planı!”

 

HİKMET ÇETİNKAYA


Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_022.jpg

En Son Yorumlar