Bağımsızlığımız hepimizin varoluş siyasetidir - Nihat Genç
Pazartesi, 25 Mayıs 2009 23:52
'YAPILACAK TEK ŞEY KALMIŞTIR, ASLA TESLİM OLMAMAK'

Hititler 'köy krallıklarından' oluşan bir 'köy imparatorluğu muydu, köylü oldukları kesin, belki tarihin o ilk yazılı yüzyıllarında 'şehir' inşa edecek 'uygarlık' henüz gelişmemişti.

Mısır ve Aztek uygarlığıyla karşılaştırıldığında şehircilikte, sanatta yani 'uygarlıkta' oldukça geriydiler.. Bunun bir büyük sebebi Hititler'in denizden uzak oluşları olabilir mi? Belki de Hititler üzerine yazıp konuştuğumuz her şey 'düzmece' kurgu.

Elimizde kazılı köyü andıran yerleşim yerleri ve kaya yontuları ve bir kaç çömlek ve heykel var, bu kadar. Hititler nerden geldi bilinmiyor, Hititler niçin yıkıldı yine bilinmiyor. Ama kazılar sürüyor, Hitit döneminde bir 'maden' savaşı yaşandığı, mesela 'bakır' kaynaklarını ele geçirmek başrol oynadı ama 'kalay'ı nerden aldıkları bilinmiyor, bugün Anadolu'da 'kalay'ın kaynağı olabilecek bir eski maden, ocak, vs. ortalıkta yok.
Hititler bilinen Anadolu uygarlıkları içinde Anadolu'nun ilk sahipleri, bugün bu insanların 'kalıntıları' kaya yontuları ve kazılarla ortaya çıkarılan yerleşim yerleriyle iç içe yaşıyoruz, hemen yanı başımızda, mesela işte Çorum'da, mesela Ankara'da Anadolu Medeniyetler Müzesi'nde.
Bu toprakların on binlerce yıl öncesindeki bir uygarlığı anlamamız için çok şeyin hala karanlıkta kalması çok normal. Seller depremler, yağmalar yakmış yıkmış ve artık toprağın altına gömülü çoktan çürümüş 'enkaz'dan arkeolojik bulguları mikroskopla arıyor yüz binlerce minik taşı tek tek eliyor ve milyonlarca ton ağırlığında toprağı üfleye üfleye temizleyip ayıklıyorsun.

Ama olsun, varımız yoğumuz neyse milyon dolar bütçeler ayırıp öğreneceğiz, tarihe yemin olsun öğreneceğiz.


"BÜTÜN UYGARLIKLAR AVRUPADAN ÇIKTI" YALANI
Ancak dert bir değil elvan elvan, çok uzun zamandır bilim adamları Hititler'in diline bakıp bu dil Hint-Avrupa dili olmasın deyip Hititler'i Avrupa kökenli bir kavim yapmayı denediler, yemedi, sonra bu 'kalay' gelse gelse Almanya'daki yataklardan gelir deyip yine Avrupa kökendendir tezlerini işlediler, yine yemedi.. Dünyada hangi 'uygarlık' varsa Avrupalı bilim adamlarına göre Avrupa'dan çıkmıştır. Diyelim, balta girmemiş Afrika ormanlarında ilk insanlar kendi başlarına kemikten bıçak mı üretti, olamaz, bu zeka Afrikalılar'da asla olamaz deyip yine bu ilk yerlilerin kökenini Avrupa'ya yönlendirdiler, bu sefer tersten, Afrika'dan çıkan vahşi insanlar bir gün Avrupa'ya geliyorlar ve ok yay ve bıçağı yani uygarlığı Avrupa'da tanıyorlar, bu bir taraflarınızla güleceğiniz tartışmalar mizah değil gerçek bilimsel belgesellerde on yıllar boyunca Avrupa'da anlatılır, yazılır.


DÜŞMANIN HEDEFİ İŞTE BU 'BAĞIMSIZLIKTIR'


Oysa bizlerin tarihi karanlık çağlar kadar eski değil, bizler 1919'da Anadolu'yu işgal eden düşmanlara karşı bağımsızlık savaşıyla ortaya çıktık, sonra bağımsızlığımızla Cumhuriyetimizi evlendirdik ve yüzyıl ancak doldu, doluyor. Bu kadar yakından şahidi olduğumuz bir tarihi dahi değiştirmek için neler neler yaptılar? Yapıyorlar. Bugün onların en büyük düşmanı bağımsızlığımızdır. Avrupa dışında 'bağımsız olacaksın' mümkün mü? Batı merkezli uygarlık anlayışına bu kadar ters bilimsel bir iddia olabilir mi? Olamaz, hemen yok edilirsiniz, tahrife uğrarsınız ya da işgale, ya da içinize şeytani solucanlı kurtlar sokup bağımsızlığınızı çürütmenin yolları aranır...

 

Bu 'bağımsız' tarihi değiştiremezsiniz. 1919'dan sonra olup bitenleri bin defa daha okuyun, değiştirin okuyun tahrif edin okuyun, yalanlayın okuyun, işinize geldiği gibi kurgulayın okuyun, tarihi kandırın okuyun, bilimi aldatın okuyun, işinize geldiği gibi yok sayarak okuyun, şeyhlerinizin tercümeleriyle okuyun nasıl okursanız okuyun 'bağımsızlığımız' gerçektir, yıkılmaz, inkâr edilmez bu toprakların en büyük en kutsal gerçeği...
Ve düşmanın hedefi işte bu 'bağımsızlıktır'.


DEVRİMİN ÖZÜ 'EŞİTLİK VE ADALET'TİR


Bağımsızlığımız hepimizin varoluş siyasetidir, bunun için canımız kanımız varlığımız her şeyimizi her an her şekilde feda etmeye hazırız. Kimse bizimle bağımsızlığımızı tartışmasın. sonları ziyan olur, sonları hicran olur, sonları acı olur.
Bugün ülkemizde Erol Manisalı'dan Doğu Perinçek'e kadar onlarca aydını hukuk dışı 'rehin' almalarının sebebi budur. Bu dava sürecinde konuşulan demokrasi, özgürlük, liberalizm, hukuk, her şey yalandır, Amerika planıdır.
Bu toprakların bağımsızlığından çıkan Cumhuriyet'in ilelebet hedefi büyük bir siyasal ve sosyal devrimdir, bu devrimin özü 'eşitlik ve adalet'tir ve halkımızı 'yurttaş' yaparak dil, din, cins, mezhep ayrımlarının üstünde herkesi 'kardeşleyen' yepyeni bir siyasal hedeftir.
Kimse kimseden üstün değildir, kimse kimsenin efendisi değildir, kimsenin anadan babadan imtiyazları yoktur.


DİNLENEN TÜRK ORDUSUDUR VE BU BİR İSTİHBARAT SUÇUDUR


Peki bu olup bitenler nedir? Şudur, yaşadığımız dünyanın teknolojik şeytanı, alikıran baş keseni Amerika 2003'te Türk Ordusu'na "hadi Irak'a gel Müslümanları birlikte öldürelim" dedi, Türk ordusu ve Türkiye halkı karşı çıktı direndi. Bugün Amerikan istihbaratının 2003'te Irak'a savaş hazırlığı yıllarında İran'dan, Mısır'dan, Türkiye'den uydularla, İncirlik'le ya da işbirlikçilerinin marifetiyle dinledikleri kayıtları 'hukuk' konusu haline getirmeyi başardılar.

Dinlenen Türk ordusudur ve bu bir istihbarat suçudur, bir ülkenin ordusu nasıl dinlenir, niye dinlenir, kimler dinler, işte bu açıkça bir savaştır, Türk ordusuna karşı bir cezalandırma yıpratma sindirme savaşı..
Türk Ordusu'nun yüksek generallerini dinleyen kimdir sorusunu Türkiye Büyük Millet Meclisi sormamaktadır, araştırmamaktadır bu da dinleyenlerle meclistekiler arasında bir işbirliği olduğunu gösterir.
Ülke güvenliğinin her şeyi olan Türk Ordusu'nu, dinlemek serbestse, özgürlükse, hukuksa ve dinleyenlerin kim olduğunu bilmiyorsak ve dinleyenler haber kaynağı kutsaldır açıklanamaz gibi habercilik ahlakıyla kendi durumlarını hukuki dinledikleri generallerin durumlarını ise cunta ve faşizmle değerlendirip Türk Ordusu'nu yalan yanlış iftiralar ithamlar ve töhmetler altına alarak orduyu yıpratmaya sonra sindirmeye başlamışlarsa...
Orduyu lime lime söküp parçalama işlemi hızla ilerliyor demektir. Ki, ordunun emekli yüksek generalleri kendi aralarında bir 'ayrılma' 'bölünme' olduğunu doğrulayacak izlenimleri ifadeleriyle vermeye başlamıştır.

BİR ÜLKE İÇİN EN TEHLİKELİ ŞEY, işte BU BÖLÜNMEZ KARARLI BÜTÜNÜ zaafa uğratmaktı. Şimdi bunu Amerika ve işbirlikçilerinin psikolojik harekâtıyla GERÇEĞİMİZ haline getirdiler.


YAPILACAK TEK ŞEY KALMIŞTIR, ASLA TESLİM OLMAMAK


Türk Ordusu'nu niçin Irak'ta bizimle birlikte bir buçuk milyon Müslümanın ölümüne ortak olmadın diye cezalandırmak isteyenler artık bu cezalandırmayı tamamen ülkeyi 'rehin' almaya doğru ilerletmiştir. Önce muhalif kanalları sonra aydınları ve sonra yargıçları yavaş yavaş dinleyerek gözaltına alarak rehin almayı sürdürmektedir.
Bu cemaatçi liberal aydınların sözünü ettiği bir özgürlük demokrasi hukuk kavgası değil büyük bir Amerikan planıdır, işgal bütün kurumlarımız ve varlığımızla devreye girmiştir, yapılacak tek şey kalmıştır, asla TESLİM OLMAMAK...


Artık bu sürecin bir hukuk süreci değil bir YOK ETME, imha etme savaş süreci olduğunu işbirlikçiler iyi biliyor ve ülkeyi 12 Eylül öncesi iç savaş kıvamına getirmek için davayı uzattıkça uzatıyorlar.
Bilmedikleri bir şey var. Burası bir kaç çavuştan bozma devlet başkanlarıyla yönetilen bir Orta Amerika, Orta Afrika ülkesi değildir. Bu ülkede Türk bayrağını taşıyan sadece Türk Ordusu da değildir.

Olup biten tehlikenin farkında milyonlarca insanımız tarihin hiçbir döneminde görülmemiş bir endişe ve o kadar büyük bir heyecanla Türk Bayrağını dalgalandırmaktadır.


BU TOPRAK TARİHİN HER DÖNEMİNDE HER CİNS İHANETİ TÜKÜRDÜ


Bu bayrağa iyi bakın, bu bayrağın gölgesinde kimse bugüne kadar TESLİM OLMADI, olmayacak.
Bir daha bakın bu bayrağa, bu bayrağı teslim almaya kalkışanların akıbetlerini iyi hatırlayın.
Bağımsızlık gelmiş geçmiş tarihte bütün uygarlık değerlerinin en büyüğü ve en kutsalıdır.

İşbirlikçiler ve onların cemaatlerden maaş alan satılmış yazarları üç beş kuruş uğruna neye dokunduklarını neyle oynadıklarını çok iyi anlayacaklardır. Belki manken Tuğçe Kazaz'ın aşık olabileceği biri olabilirler. Belki Londra belediye başkanlığına aday olabilirler, ama bu topraklarda bir mezarlarının dahi olabileceğine hiç ihtimal vermiyorum.

 

Ay yıldızlı bayrağa dokunanlar hangi yabancı bayrağa güveniyorsa, o bayrağın ülkesine yolculuğa hazırlansın, Çünkü bu toprak tarihin her döneminde her cins ihaneti tükürdü, kustu, fırlattı ve tekmeleyerek kovdu.

 

Nihat Genç

Aydınlık


Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_022.jpg

En Son Yorumlar