EMRE KONGAR'IN ÇİFTE STANDARDI! / Serdar Ant
Çarşamba, 04 Haziran 2008 22:17
Emre Kongar, "AB-Türkiye İlişkileri: Yeni Emperyalizmin Çifte Standardı" (Cumhuriyet, 2.6.2008) başlıklı yazısında şunları söylüyor:

"AB-Türkiye ilişkilerinde, biraz nesnel olabilen herkesi çıldırtan AB'nin çifte standart uygulaması, 1980'de Yunanistan'ın AB'ye katılmasıyla, yukarda açıkladığım yeni sömürgeci yaklaşım çerçevesinde biçimlendi:

AB, Türkiye'nin Avrupa'nın çıkarlarına ve değerlerine bağımlı olmasını istiyor.

Ama bunun eşitlik, adalet ve karşılıklı bağımlılık ilkeleri çerçevesinde değil, AB ile özel ilişkisi olan ikinci sınıf bir İslam ülkesi statüsünde gerçekleştirilmesini hedefliyor.

Sonuç olarak AB, Türkiye'yi eşit ve adil biçimde muamele edeceği çağdaş bir ortak olarak değil, özel ilişki kuracağı ikinci sınıf bir İslam ülkesi gibi görüyor.

Yoksa laikliği bir yana bırakıp, sabahın köründe evinden alınan gazetecileri görmezden, telekulak skandallarını duymazdan gelip, medyadaki dinci tekelleşmeyi ihmal ederek, türbanın kadın eşitliği ve özgürlüğü üzerindeki baskıcı işlevini reddederek, iktidarın beslediği dinci mahalle baskısını doğal kabul edip, AKP'nin "kendine demokrat, dayatmacı çoğunluk" maskaralığını destekler miydi?

Ben Türkiye'nin AB ile ikinci sınıf, sömürge gibi bir ilişki kurmasından değil, eşit ve adil, çağdaş ve gerçek bir AB üyeliğinden yanayım.

Ya siz?"

Görüldüğü gibi Emre Kongar tavrını net bir şekilde açıklıyor: Gerçek bir AB üyeliği… Diğer ortaklarla eşit, kendisine adil davranılan çağdaş bir AB üyeliği…

"Gerçek bir AB üyeliği" nasıl olacak peki?

Bu tür bir üyelik gerçekleştiğinde Türkiye'nin egemenliği ve bağımsızlığı kalmayacak artık. Yasama, yürütme ve yargı alanında Türkiye Cumhuriyeti devletinin organlarının değil, AB kurumlarının iktidarı esas olacak. TBMM değil Avrupa Parlamentosu, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti değil AB Komisyonu, bağımsız mahkemelerimiz değil Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi… Son durumda belirleyici olan ikinciler olacak! Türkiye'nin bu kurumlar içindeki söz söyleme hakkı da diğer Birlik üyeleri oranında kalacak. Belki o kadar bile olamayacak! Kısacası şu anda kâğıt üzerinde bile olsa "bağımsız" ve "egemen" olan Türkiye Cumhuriyeti, Emre Kongar'ın hayal ettiği "gerçek bir AB üyesi" olduğunda, AB'yi oluşturan federe birimlerden sadece biri haline gelecek!

Kısacası, "egemenlik kayıtsız şartsız milletin" olmayacak! Gerçi şu anda da egemenlik milletin değil işbirlikçi sermayenindir, ama Emre Kongar'ın hayal ettiği "gerçek bir AB üyeliğinde" egemenliğin asıl sahibinin nüfus kâğıdından bile artık "T.C" ifadesine rastlayamayacağız.

Ama asıl çarpıcı olan, Emre Kongar'ın şu anda Türkiye'ye ikinci sınıf muamelesi yapan emperyalist AB'nin bu emperyalist niteliğini, eğer AB tarafından eşit ortak olarak kabul edilirse sindirmeye hazır olmasıdır. Türkiye o zaman "çağdaş" olacak!

Emre Kongar bir "Atatürkçü"! En azından iddiası bu!

İyi de Emre Kongar, "ya istiklal ya ölüm"ün ne anlama geldiğini bilmiyor mu? İstiklal Marşı'ndan, Türk İstiklal Harbi'nden, Mustafa Kemal'in "özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir" sözünden ve en önemlisi Atatürk'ün "Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyet'ini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir" dediğinden habersiz mi?

Emre Kongar, "gerçek bir AB üyeliği" ile "çağdaş" olduğunda, "Türk istiklali" de "Türk Cumhuriyeti" de kalmayacak! "Ya istiklal ya ölüm" kararlılığıyla emperyalistlere karşı savaşarak kurulan Cumhuriyet, emperyalist AB'nin "eşit" bir üyesi olarak egemenliğinden ve bağımsızlığından vazgeçerek mi Atatürk'ün ideallerini gerçekleştirecek?

Emre Kongar, yazısına "AB-Türkiye İlişkileri: Yeni Emperyalizmin Çifte Standardı" başlığını koymuş! Oysa çifte standarda sahip olan AB değil, Emre Kongar'ın kendisi ve onun gibi emperyalist AB'nin üyesi olmayı hedeflerken Atatürk'ü ve Kemalizm'i bu amaç doğrultusunda istedikleri gibi eğip bükeceklerini sananlar…

Emre Kongar, Türkiye'nin AB üyesi olmasını isteyebilir! Kendi bileceği bir iştir bu.

Ama hem bunu isterken hem de Atatürkçü olduğunu iddia edemez.

Çünkü "ya istiklal ya ölüm" ayrımında, AB üyeliği Türkiye Cumhuriyeti'nin ölümüdür! Türk Gençliği'nin ve tüm yurtseverlerin birinci vazifesi ise, "Türk istiklalini, Türk Cumhuriyet'ini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir."

2.6.2008



Yorumlar
Ara
Anonim   |24.205.148.xxx |2008-06-05 10:34:12
gercekden merakla sayin Kongar'in bu yaziya nasil bir cevap verecegini
bekliyorum.!Hele ilericilik ,Gericilik ,Ataturkculuk yazisindan sonra acaba
kendi Ataturkculugunu bagimsizligini teslim etmeyi dusunen AB'de hayranliginin
mutlaka bir aciklamasi olmasi gerek.
Acaba AB'nin Turkiye'ye ne gibi faydasi
dokunacak oda ayri bir konu.
Almanya'nin durumu ortada.
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!

3.22 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
Ata_016.jpg

En Son Yorumlar