|
Bülent Baş Nasıl davranması gerekiyordu Cumhuriyet yönetiminin? Dersimin aşiret reisleri tahakküm altında tuttukları köylüleri silahlandırarak devlete isyan edecek, karakol basacak, köprü tutacak, Erzincan'ın, Elazığ'ın yoksul köylülerinin hayvanlarını çalacak, yeni kurulmuş modern devleti tanımayacak, ayrı bir feodal hukuk oluşturacak, bu hukuku dini kisve ile zırhlandıracak, büyük bir aşayiş sorunu haline gelecek ve Cumhuriyet Yönetimi de bu hareketi bastırmak için bir girişimde bulunmayacak! Olabilir miydi?
Bugün aradan 74 yıl geçtikten sonra 'Dersim Katliamı' diye ortalıkta dolaşıp özür söylemlerinde bulunanlar, bu sorulara açık yanıt vermelidir. Sanki Dersim Ağaları sütten çıkmış ak kaşıkmış! Sanki bütün Dersimlilere karşı bir harekat yapılmış. Sanki harekat esnasında Cumhuriyet yönetimini destekleyen Dersimliler yokmuş. Dersim Harekatı, bölge köylüsünü aşiret reislerinden, şeyhlerden ve ağalardan kurtarmanın harekatıdır. Dersim köylülerini Cumhuriyetin eşit yurttaşı kılma harekatıdır. Ve de öyle olmuştur. Bugün Tuncelilinin Türkiye'nin aydın ve eşit yurttaşı olması, Cumhuriyet yönetiminin o günlerde yaptıklarına bağlıdır. Gönül isterdi ki ardından Türkiye'de köklü bir toprak reformu yapılsaydı da ağalık ve derebeylik kurumlarının tümü tarihin çöp sepetine atılabilseydi. Atatürk'ün Trabzon'u son ziyaretinde üzerinde çalıştığı konulardan biri Dersim İsyanıdır. İsyanın ne şekilde bastırıldığı konusunu merak edenler, Soğuksu'daki Atatürk köşküne giderek duvardaki haritayı inceleyebilirler. Dersim İsyanı'nı bastırma iradesi Atatürk'ün politikası ve uygulamasıdır. Dersim'de olanları mahkum etmeye çalışanlar açıkça söyleyemiyorlar; ağalardan, şeyhlerden yana olup da Atatürk'e ve Cumhuriyet'e karşı olduklarını. Atatürk'ün, Dersim İsyanını bastırma planlarını Soğuksu'daki o harita üzerinde yapması tesadüf gibidir. Ama Karadenizli askerlerin tıpkı Kurtuluş savaşında oynadıkları rol gibi, Dersim İsyanının bastırılmasında görev almaları tesadüf olamaz. Çünkü ağa, bey, şeyh ve şıh tanımayan Karadenizli, Cumhuriyet Devrimine çoktan sahip çıkmıştır. 19. yy'da bölgesinden temizlenmiş olan feodal derebeylik sisteminin bir daha geri gelme imkanı kalmamıştır. Sahibi olduğu küçük toprakların aynı zamanda bir vatan parçası olduğunun bilincindedir. Böyle olduğu içindir ki Vatanı ve Cumhuriyeti korumak için savaşta daima ön saflardadır. Aşağıya aldığım Karadeniz Destanı, Karadenizli bir Türk askerinin Dersim İsyanına bilimsel bakışını ortaya koymaktadır. Bu destan, yalnız bir bakışı ortaya koymakla kalmamakta, tüm Karadenizliler tarafından da paylaşılan bu söylem aynı zamanda ülkemizin yaşadığı acı bir deneyi de kuşaktan kuşağa aktarmaktadır. Televizyonarın, radyoların görmediği, gazetelerin yazmadığı bu 'Dersim Destanı' Karadeniz köylerinde hala söylenir. DERSİM DESTANI* Sabahtan uyandum küneş parlayi Ağir makineli orman tarayi Şanli Türk askeri haydut arayi Yansun Hozat yansun çöl viran olsun Bize sebeb olan Allahtan bulsun Dersimun dağlari havaya yakın Vuruldum kardaşlar yarama bakun Yaram çok derindur tutmayun sakın Bize sebeb olan Allahtan bulsun Dersim beylerinin közi kör olsun Plomer deduğun dört yani taşluk Ceplerde kalmadi on para haşlik Yetişmese erzak eldürur aşluk Yansun Plomer yansun çöl viran olsun Bize sebeb olan Allahtan bulsun Kısadur kavaklar kelmez yapuya Dersim dağlarini alduk tapuya Beklenmez belalar keldi kapıya Yansun Hozat yansun çöl viran olsun Dersim beylerinin közi kör olsun *Karadeniz Destan ve Deyişleri, N. Balaşoğlu,Sebat Basımevi, İstanbul 1946
|
Aysun Hnm, Atatürkçü aktivitelere ...
bu girenler ne